| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 43,5182 | 43,5966 | |
| EURO | 51,6162 | 51,7092 | |
| Bugün: | 53 |
| Dün: | 51 |
| Toplam: | 2940 |
1968 yılı sıcak bir yaz gecesi İzmir’in Eşrefpaşa Semtinde dünyaya geldim. 3 çocuklu bir ailenin tek kızıyım. Çocukluğumu babamın prensesi olarak yaşadım. Arkadaşlarımın anneleri kızlarını “babana söylerim”diye korkuturken ben hiç böyle bir korku yaşamadım. Mahallemizde geç vakitlere kadar erkekler gibi top oynar bisiklete binerdim. Annem de “tütün tarlasında çalışmaktan ben çocukluğumu yaşayamadım kızım istediği karar oynasın” derdi. Onun tek şartı kardeşlerime de göz kulak olmamdı ki bu benim için zevkti. Kardeşlerimden her zaman saygı bolca da sevgi gördüm. (Ruhları şad olsun)Annem beni her zaman cesaretlendiren ve yaptığım şeylerin sorumluluğunu üstlenme gücü veren bir kadındır. Ev işlerinden kalan zamanlarında dışarıya dikiş diker, dantel örer mutfak harçlığımızı çıkarırdı.
İzmir Ticaret Lisesi mezunuyum.
Başarılı okul hayatıma rağmen babamın vefatı sebebiyle üniversite hayallerimden bir süre vazgeçmek zorunda kaldım. Evi geçindirmek sırası bana gelmişti. Henüz lisedeyken bir muhasebe bürosunda çalışmaya başladım. Kadınlara örülen cam tavanları işte orada farkettim. Eğitimimi tamamlayıp Serbest Muhasebeci Mali Müşavir oldum. 25 yıllık iş hayatımda “eşit işe eşit ücret” düsturunu savundum.
Bir kız bir erkek iki çocuk annesiyim. Onları pembe mavi kamplaşmasına girmeden büyütmeye özen gösterdim.
Emekli olduktan sonra ise hak temelli demokratik kitle örgütlerinde gönüllük esasıyla bir çok alanda mücadelemi büyütmeye başladım.
Biz kadınları ortaklaştıran en temel sorun KADININ GÖRÜNMEYEN EV İÇİ EMEĞİ. Toplumları ve ekonomileri ayakta tutan, bir yandan çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımını,
bir yandan da yemek-temizlik-çamaşır-bulaşık gibi ev işlerini kapsayan işlere emek harcayanlar ülkemizde her zaman kadınlar olmuştur. Birileri bu işlere her gün zaman ve emek harcamasa ne toplum kalır ne ekonomi.
En geniş zamanlarını hayatın rutini bu işleri yapmak, kendi yapmıyorsa da parasıyla yine başka kadınlardan yardım alarak yaptırmakla sorumlu tutulan kadınlardır. Böyle gelmiş böyle gider gözüyle bakınca hiç bir şey değişmiyor. Oysa bu sorunu görünür kılmak her zaman gündemde tutmak bir şeyleri değiştirebilir belki de. İşte o zaman kamusal alanlarda daha fazla yer alabilen kadınlar kendini keşfediyor toplumu da geliştiriyorlar. “Görünmeyen Emek Fotoğraf Atölyesi” bana derdimi anlatabileceğim bir cephe açtı. An’lardan oluşan hayatı, bir An’da durdurabilen bir poz ile tüm hikayeyi anlatma fırsatı yakaladım.
Erkek ve kadınların toplum içinde üstlenmesi beklenen görev ve sorumlulukları belirli kültürel kodlarla şekillenen birer kurgu olduğu inancındayım. Bu bakış açısıyla cinsiyet rolleri yeniden düşünülmeli, sorgulanmalı ve biyolojik temellerden ziyade fırsat eşitliği gözetilerek düzenlenmelidir. Tüm çabam cinsiyet farkı gözetmeksizin eşit bir gelecek inşa etmek için cam tavandan bir tuğla çekebilmektir.
Naime BEKEN
ILHANZADE